
BİR EDEBİYAT DERSİ
EDEBİYAT, DİL /Ezra POUND
Dilin, iletim için yaratıldığı apaçıktır, iletime yaradığı besbellidir.
«Edebiyat, soruşturmalar olarak KALAN bir soruşturma yığınıdır.»
Ama burada bir sıralama vardır. Sizin iletiminiz az ya da çok geçerlidir. Yarattığınız ilgi az ya da çok sürelidir.
Söz gelişi benim Konfiçyüs'ün Ta Hio'suna olan ilgim tükenemiyor, Homer şiirlerine de öyle.
Aynı hırsız - polis hikâyesini iki kez okumak pek güç-dür. Diyelim ki sahiden güzel bir «hırsız - polis »i iki kez okuduk, aradan zaman geçmiştir, ilk kez okuyuşumuzda hızlı okumuşuzdur ve çarçabuk unutmuşuzdur.
Ama bu olaylar oldukları gidi doğaldırlar, ölçülü bicili örnekler olmaya, ölçü aletleri olmaya yararlar. Çünkü ikisi için de bu «ölçülerin» özdeş olduğu iki insan yoktur.
Kendi ölçülerini yaratıp da kişisel sonuçlara varmayan eleştirmeci, yalnızca kendisine güvenilmeyen biridir. Kendi ölçüp biçmez de ancak başkalarının sonuçlarım üretir.
KRINO, kendi elemesini kendi yapar, kendi seçer. İşte budur eleştirmeci.
Benden kendi yerine bir at ya da bir otomobil seçmemi isteyen bir adam eni konu delidir.
Pisanello, bir atın kendisini ressama düşündürdüğü gibi atlar çizdi. Milan dükü de tuttu onu at satın alsın diye Bologne'ye gönderdi.
İnsan niçin «at duygusu» gibi bir yöntemi edebiyat incelemesine uygulayamaz kesinlikle bilmiyorum.
Pisanello'nun yaptığı yalnızca atlara BAKMAKTI.
Şiiri anlamak için bile olsa, bir ya da iki şey yapmanın ya da ikisini birden yapmanın ancak yeterli olacağını düşünmelidir insan hiç olmazsa. YANİ BAKMAK, ya da dinlemek. Hattâ birazcık da düşünmek bile.
Ve en iyisi bu işleri iyi BİLEN birini bulmakla olur.
Otomobil üstüne bir şeyler öğrenmek istiyorsunuz diyelim, bir otomobil yapımcısına mı gidersiniz, bir otomobil sürücüsüne mi gidersiniz, yoksa otomobili yalnızca kulaktan dolma tanımış birine mi gidersiniz? Üstelik otomobil yapan iki kişiden hangisini seçersiniz? Doğru dürüst bir otomobil yapanı mı. yoksa dökülen bir otomobil yapmış olanı mı?
Otomobili görmeye gider misiniz yoksa yalnızca betimlemesiyle yetinir misiniz?
Şiire gelince, pek çok şeyi dikkate almak gerekiyor, bana öyle geliyor. Ortada değeri olan pek az tanımlama var gibi gözüküyor.
Dante «Bir kanzone, (') musikileştirilmiş bir kelimeler bileşimidir.» diyor.
Bundan daha iyi bir çıkış noktası bilmiyordum.
Coleridge ya da De OJuncey der ki «büyük bir ozanın» niteliği «kendini her yerde belli eder ve hiç bir yerde açık seçik görülemez», ya da buna benzer bir söz.
Ama bu pek tehlikeli bir çıkış noktası olur. Besbelli hakikîdir de.
Dante'nin sözü iyi bir çıkış noktasıdır çünkü gerçeğe bağlanarak var sayılmış ya da indirgenmiş bir yaklaştırmadan başka bir şey olmayan bir şeyin yararına zihnini bu gerçekten ayıracağı yerde, okuyucuyu ya da dinleyiciyi gerçekten bakarken ya da dinlerken işe katıyor. Ve bu yaklaştırma için açıklık ancak özel bir anlam genişlemesi ve gerçekle sınırlanmadır.
Edebiyat boşlukta var olmaz. Yazarların, şu ya da bu yazarın, YAZAR OLDUKLARINA GÖRE tamı tamına değerleriyle orantılı, belirlenmiş toplumsal bir işlevleri vardır. Belli başlı yararları buradadır. Geri kalan ne varsa ancak görecedir, süreksizdir ve her birinin görüş açısına göre değerleri biçilebilir, ancak.
Özel düşünceleri olan particiler, kendileri gibi düşünen yazarlara kendileri gibi düşünmeyen yazarlardan daha çok değer verirler. Çoklukla bu gibi durumda- kendilerinden olan kötü yazarlara çok değer verirler de başka partiden ya da başka Kiliseden olan iyi yazarlara pek değer vermezler.
Ama tam değer biçen, bütün görüş açısı sorusundan bağlarını koparmış, bir temel de vardır.
İyi yazarlar dilde etkinliklerini koruyan yazarlardır. Başka türlü dersek, açıklığı ve aydınlığı muhafaza edenlerdir. İyi yazar insanlara yararlı olmak istesin ya da kötü yazar insanlara zarar vermek istesin pek önemli değildir.
Dil, insanların arasında belli başlı bir iletim aracıdır. Bir hayvanın sinir sistemi artık duygu ya da dürtü taşımıyorsa, o hayvan düşkünleşir.
Eğer bir ulusun edebiyatı yıkılmadaysa, bu ulus körelir ve tehlikeye düşer.
Yasa koyucularınız milletin malları için yeni yasalar yapamazlar, başkanınız size söz anlatamaz. (eğer demokratik bir ülke söz konusuysa) halkınız gereksinmelerini kendi «temsilcilerine» ulaştıramaz, dil olmazsa.
Dolandırıcıların bulutsu dili ancak gelip geçici aldatmalara yarar.
(') Canzone : Bir İtalyan şiiri biçimi
http://www.amatorceedebiyat.com
